İslam’ın ilk emri, Alak suresinin ilk ayetlerinde yer alan “Oku! Yaratan Rabbinin adıyla oku!” hitabıyla başlar. Peygamber Efendimiz de “İlim talep etmek her Müslüman’a farzdır.” buyurmaktadır.

Kaynak: İbn Mâce, Sünen, Mukaddime, hadis 224; Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat, hadis 2666; Beyhakî, Şu’abü’l-Îmân, cilt 2, hadis 253; Dârimî, Sünen, Mukaddime — Kitâbü’l-İlim.

İlim bizi yaratıcıya götürmeli

Bütün bunlardan, dinimizin ilim öğrenmeye verdiği önemi anlıyoruz. Fakat öğrendiğimiz ilim bizi yaratıcıya götürmeli. Zaten her şey bize Allah’ı anlatmıyor mu? Etrafımıza baktığımızda her şeyin ne kadar güzel yaratıldığını, tam bir ahenk ve uyum içinde olduğunu görüyoruz. Bu düzen bize Allah’ın ilmini ve kudretini anlatıyor.

Dünya, kâinat, evren ve içindekiler; bunların oluşumu ve sahip oldukları düzen bize Allah’ı anlatıyor.

Kâinattaki düzen

Kâinatın, içindekilerin ve insanların yaratılması; bunların belli bir düzen içinde olması ve aralarındaki uyum ne büyük bir mucizedir. Üstelik bütün bunların hiçbir örneği olmadan yaratılmış olması, Allah’ın ne kadar geniş bir ilim sahibi ve ne kadar güçlü bir varlık olduğunu gösteriyor.

İlim gerçekte Allah’a aittir. Biz kulların sahip olduğu bilgi ise Allah’ın bize nasip ettiği bir lütuftur.

Çaba kuldan, başarı Allah’tandır

Öğrendiğimiz ilimlerin bizi Allah’a götürdüğünü görüyoruz. Bize o ilmi nasip eden yine Allah Teâlâ’dır. Kul çabalar, başarı ise Allah’tandır. Dolayısıyla sahip olduğumuz ilmin asıl sahibini hiçbir zaman unutmamalı ve O’na daima şükretmeliyiz.

Bu şükür hem lisanla olmalı hem de sahip olduğumuz ilmi insanlığın faydasına kullanarak gösterilmelidir.

İlim sahiplerine saygı

İlim sahiplerine ve sahip olduğu bilgiyi insanlığın faydasına kullanan ilim erbabına saygı duymalıyız.